Ahmed Yesevi >> Ahmed YeseviBugün elimizde Hoca Ahmed Yesevi tarafından yazılmış hiç bir eser mevcut deÄŸildir. Ölümümde asırlarca sonra yazılmış muhtelif menakip mecmualarında ona isnad edilen bazı sözler, bir takım olaÄŸanüstü menkıbeler, Ahmed Yesevi’nin ÅŸahsiyeti hakkında bize tam ve doÄŸru bir fikir verebilmekten çok uzaktır. Mamafi, vereceÄŸimiz malumatın, teferrüat bakımından deÄŸilse bile, umumi hatları itibariyle hakikate çok yakın olduÄŸunu söyleyebiliriz. Ahmed Yesevi, XI. asrın ikinci yarısında, garbi Türkistan’da ÅŸimdiki Çimkent ÅŸehrinin biraz ÅŸarkında Sayram (Asficab) Ahmed Yesevi, ilk tahsil yıllarını Yesi’de geçirdikten sonra, Maveraünnehr’in büyük islam merkezi olan Buhara’ya geldi. Ahmed Yesevi, Buhara’da, devrin en ileri gelen alim ve mutasvvıflarından nakÅŸbend tarikatinin Hoca (Hace)’sı olan Yusuf Hemedani (M.?-1140)’ye intisap ederek, onun ÅŸiddetle nufuzu altında kaldı ve onunla beraber bir çok yerler gezdi. Hocasının büyük teveccühünü kazanarak, onun üçüncü halifesi olan Ahmed Yesevi, ilk iki halifeden sonra, hicret’in 555 (M.1160) senesi Buhara’da Hocanın postuna geçti; fakat bir müddet sonra, Yesi ÅŸehrine döndü ve hicret’in 562 (M.1166) senesinde öldü; halen bir çok kimseler tarafından ziyaret edilen türbesinin bulunduÄŸu yere gömüldüğü rivayet edilmektedir. Ahmed Yesevi’nin, İbrahim adlı bir oÄŸlu olmuÅŸ ise de daha babasının hayatında ölmüştür; son zamanlara gelinceye kadar kendilerini Ahmed Yesevi sülalesinden addeden bir çok kimselerin nesebi ise, onun Gevher Åžehnaz adlı kızına müntehi olur. İşaret edilmesi gereken ünemli bir husus da, Anadoluda bir takım kimseler Ahmed Yesevi ailesine mensubiyet iddiasında bulunduklarını biliyoruz. Onların seyidlik hakkındaki fikirleri ve soyunu güstermek bakımından, çok dikkate ÅŸayandır. NakÅŸbendi tarikatinin Hocası Yusuf Hemedani halifelerinde olan Hoca Ahmed Yesevi, Yesi ÅŸehrine döndüğü zaman, propagandasını daha ziyade göçebe ve köylü bozkır türkleri arasında yoÄŸunlaÅŸtırınca, ister istemez eski türk kabile an’aneleri ile ve paganizm (putlara tapan) bakiyelerine uyma mecburiyetinde kaldı. NakÅŸbendi an’anelerinde bile Ahmed Yesevi’nin zikr meclislerinde kadınlar ile erkeklerin bir arada bulundukları hakkında rivayetler vardır ki, türk göçebe hayatının bir zaruretidir. Yine nakÅŸbendi kaynakları eski yesevi an’anelerinde, sığır kurbanı, muhtelif ÅŸekillere girip uçmak, münafıkları hayvan ÅŸekline koymak gibi, kısmen türk paganizminden ve kısmen budizimden geldiÄŸini bildiÄŸimiz unsurların mevcudiyetini saklayamamaktadır. Hoca Ahmed Yesevi’nin, bu zikr tarzını kabul etmesinde türk muhitinin kuvvetli tesiri olduÄŸunu, bazı eski müellifler de itiraf etmektedirler. “Kimi görsem, hizmet kılar, kul olurdum. Toprak gibi, yollarına yol olurdum. Aşıklarla yanar, söner, kül olurdum. Her derde derman olup girdim topraÄŸa…”
Ahmed Yesevi,Erenler | Etiketler:Ahmed Yesevi, Erenler | ![]() |