Erenler >> Kaygusuz Abdal Sultan![]() BeÄŸen
18 yaşında iken Abdal Musa Sultan’ nın DerviÅŸi olmuÅŸ ve Pirine 40 yıl hizmet vermiÅŸtir. Alevi geleneÄŸinde ve kendi ÅŸiirlerinde Kaygusuz Abdal Sultan, Kaygusuz Sultan Abdal, Kaygusuz Sultan, Sultan Kaygusuz, Kaygusuz Baba, Baba Kaygusuz, Kul Kaygusuz, Miskin Kaygusuz, Miskin Sarayı diye anılır. Kaygusuz abdal Sultan, KALENDERİ DERVİŞİ’ dir. Beyaz keçeden yapılmış, lengeri dört ve tepesinde oniki dilimli TAÇ takardı. Bu TAÇ daha sonra HAYDARİ TAÇ, HÜSEYNİ TAÇ, KALENDERİ TAÇ olarak adlandırıldı. Alevilikte TAÇ takılması ERKANI, Kaygusuz Abdal Sultan ile baÅŸlamıştır. Kaygusuz Abdal Sultan’ın 18. yüzyılda LEVNİ tarafından yapılmış MİNYATÜR’ ü Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunmaktadır. Bir PORTRESİ ise Hünkar Hacı BektaÅŸ Veli Dergahı’ nda KIRKLAR MEYDANI’ nda asılıdır. Bu portrede Pirinin Huzurunda, DAR’ da TESLİM ve İKRAR’ da, ayakları MÜHÜRLÜ durumdadır. Yan tarafında ise aÄŸaca sarılmış bir yılan bulunmaktadır. Abdal Musa Sultan Dergahı’ ına odun taşıyan Kaygusuz Abdal Sultan bir gün ip götürmeyi unutur. Biraz ilerisinde siyah, uzunca ve saÄŸlam bir sicim(!) görür. Odunları bununla baÄŸlar, sırtlayıp Dergah’ a döner. Odunları baÄŸladığı sicimin siyah bir yılan olduÄŸunu ve Dergah’ ı terkedip gittiÄŸini diÄŸer DerviÅŸler görüp, Kaygusuz Abdal Sultan’ nın ermiÅŸliÄŸini anlarlar. Bu tablodaki figürde aÄŸaç HAYAT’ ı, yılan ise TANRI’ NIN GÜCÜNÜ simgeler. HAKKI’ ın ADEMDE olduÄŸunu betimler. Bu olay Kaygusuz Abdal’ın SULTANLIÄžI’nın delilidir. Çerağı olan ırak olmaz, Kayguszu Abdal Sultan’ın yaÅŸadığı yer TEKE ilidir. Bu il Antalya, Finike, KaÅŸ, Kalkanlı, Milli, Gömbe, Elmalı, Karahisar, Korkuteli bölgesini kapsar. Bu bölgenin baÅŸkenti 1300/1361 ve 1373/1392 yıllarında ANTALYA, 1361/1373 ve 1402/1423 yıllarında ise KORKUETLİ olmuÅŸtur. Anadolu Beyliklerinden HAMİDOÄžULLARI Antalya, Gölhisar ve Korkuteli’ ni aldıktan sonra TEKE OÄžULLARI ismini almıştır. Bu ismi alan YUNUS BEY’dir. Kaygusuz Abdal Sultan ALAİYE SANCAÄžI BEYİ’ nin oÄŸludur. GAYBİ BEY olarak tanınıyordu. ALAİYE’ nin günümüzdeki adı ALANYA’ dır. GAYBİ BEY, bir gün avlanırken önüne b,r geyik çıkmış. Tutmaya çalışmış. Geyik kaçmış. Sonunda geyiÄŸe ok atmış. Geyik kaça kaça Abdal Musa Sultan Dergahı’ na girmiÅŸ. GAYBİ BEY de avını izleyerek.Dergah’ ın GAYIP kapısına girmiÅŸ. DerviÅŸlere: “Benim avım buraya girdi. Avımı verin” demiÅŸ. DerviÅŸler : “Pirimize soralım.İzin verirse içeriye girebilirsin” demiÅŸler. Abdal Musa Sultan izin veriyor. Karşısına gelen GAYBİ BEY’ e :”Sen burda ne arıyorsun?” diye sorunca “Ben avımı istiyorum” diyor Gaybi Bey. Abdal Musa Sultan: “Avın senin olduÄŸunu nerden bilelim?” deyince, Gaybi Bey: “Avımın ön tarafında okum saplı” der. Abdal Musa Sultan: “Peki okunu görsen tanırmısın?” diye sorunca; Gaybi Bey: “Tanırım, çünkü Alaiye Beyi’ nin niÅŸanı var. Bende onun oÄŸluyum” cevabını verir. Abdal Musa Sultan hırkasını kaldırıp oku SOL KOLTUÄžUNDA saplı olarak gösterdikten sonra çekip çıkararak Gaybi Bey’ e verince , Gaybi Bey abdal Sultan Musa’nın ayaklarına kapanır. “Ben burada kalmak istiyorum. Beni dergahına kabul et ” der. Kim ne bilir bizi nice soydanız, OÄŸlunun geri dönmediÄŸini duyan Alaiye Beyi TEKKE BEYİ’ ne “OÄŸlumu geri getirisen sana istediÄŸin kadar para veririm” der. Teke beyi İSAK isimli adamını görevlendirir. İsak, Dergahın GAYIP KAPISI’ nın önünde “EÄŸer Gaybi Beyi vermezseniz sizin için kötü olur” deyip edepsizce baÅŸka sözlerde söyler. Bu durum Abdal Musa Sultan’ a keramet gücü ile malum olur. İsak’ ın atı ÅŸahlanır. Son süratle koÅŸmaya baÅŸlar. İsak paramparça olur. Evliyaya eÄŸri bakma gün ve mekan elindedir. Haber Teke Beyi’ ne ondan da Alaiye Beyi’ ne ulaşınca aslerlerini toplayıp Tekke Köyü’ nün üç kilometre güneyindeki ÇATALTEP’ ye gelip, buraya ormandan odunlar taşıyıp Abdal Musa Sultan’ ı YAKMAK için büyük bir ateÅŸ hazırlıyorlar. Abdal Musa Sultan durumu öğrenip , onlara doÄŸru yürüyor. Abdal Musa Sultan yürüyüşe geçince daÄŸlar, taÅŸlar, kurtlar ve kuÅŸlar hep birlikte yürüyüşe geçiyorlar. Akdeniz yakası Aydın elleri Abdal Musa Sultan, Kayguszu Abdal Sultan ve diÄŸer derviÅŸleri ile SEMAH DÖNEREK ateÅŸe giriyor. Onlar semah döndükçe ateÅŸ körelmeye baÅŸlayarak tamamen sönüyor. Bütün evren semah döner Abdal Musa Sultan’ ın derviÅŸleriyle ateÅŸten sapasaÄŸlam çıktığını gören Teke Beyi “Hatalıyız. Bizi Affet ” deyip geri döner. Abdal Musa Sultan, Gaybi Beyi yanına çağırıp “Åžimdiden sonra senin adın GAYBİ deÄŸil KAYGUSUZ’ dur” der. Kaygusuz Abdal Sultan kırk yıl mürÅŸidine hizmet ettikten sonra Mısır’ a gider. Burada dört tane Kaygusuz Abdal Sultan Dergahı kurulur. Bu dergahların en önemlileri KASR-ÜL AYN ve CEBEL-İ MUKATTAM’ dır. Kaygusuz Abdal Sultan’ nın eserleri: Divan, Dolapname, Gülistan, Yasname, Vücutname, Sarayname, DilguÅŸa, Maglataname, Gevhername, Mihbername, Budalaname, Kitab-ı Miglata, Risale-i Kaygusuz Abdal, Mesnevi-i Evvel, Mesnevi-i Sani ve Mesnevi-i Salis’ tir. Kaygusuz Abdal Sultan, Alevi Edebiyatı’ nın ilk temsilcisi ve kurucusudur. Hem hece hem aruz vezni ile ÅŸiirler yazmıştır. Tam anlamı ile özgün ve kudretli bir ozandır. Alevi Edebiyatı’ nın en özgün ÅŸiirleri Kaygusuz abdal Sultan’ nın, en didaktik ÅŸiirleri Åžah Hatayi’ nin, en lirik ÅŸiirleri ise Pir Sultan’ındır. Åžah Hayati’ nin, ÅŸiirleri didaktiktir. İnancı samimi, kendisine güveni sarsılmaz derecede güçlü ve bu nedenle PROPAGANDA özlüdür. Pir Sultan’ nın ÅŸirileri ise lirizmin doruÄŸudur. BaÅŸkaldırının lirik tezidir. ÇoÅŸkudur. İsyandır. Günümüzün deyiÅŸiyle BİLDİRİ niteliÄŸindedir. Kaygusuz Abdal Sultan’ın ÅŸiirleri ise sürrealisttir. Tekerleme tarzında bilinç altı dünyasını algılamalarıdır, dile getirlimesidir. Kaygusuz Abdal Sultan tam anlamıyla MARJİNAL’ dir.BaÅŸlı başına bir ekoldür. Åžiirlerinde ve düz yazılarında tasavvuf felsefesinde ince ve gizlidir. Ham sofuluÄŸu ve yobazlığı nükteli bir ÅŸekilde taÅŸlar. Åžeriata karşı çıkar. Son sözü Kaygusuz Abdal Sultan’ a bırakıyorum: Dost senin yüzünden özge ben Kıble-i can bilmezem /!\ Kaynaklar 1-Alevi-BektaÅŸi Åžiirleri Antolojisi (İsmail Özmen)
Erenler,Kaygusuz Abdal | Etiketler:Erenler |
![]() |