Grup Yorum - Grup Yorum

Grup Yorum >> Grup Yorum



FavoriteLoadingBeÄŸen

Grup Yorum, 1985 yılında Marmara Üniversitesi İletisim Fakültesi’nden 4 arkadaşın bir araya gelmesiyle oluÅŸan, ilk albumleri “Sıyrılıp Gelen” ile çıkış yapan, toplam 19 albüm yayınlamış olan bir müzik grubudur.

Türkiye’de politik müzik yapan Grup Yorum, elemanlarının sürekli değişmesine rağmen tutarlı çizgisiyle takdir topladığı gibi, baskı da gördü. Grup üyeleri defalarca gözaltına alındı, tutuklandı, grup hakkında sayısız dava açıldı, albumleri toplatıldı, konserleri yasaklandı.

Gruba kuruluş aşamasından sonra bir çok müzisyen katılmış ayrılmıştır.

Kendi Yorumlarıyla…. Grup Yorum

Biz Kimiz?
12 Eylül darbesi, geçici olarak burjuvazinin krizine derman olurken, devrimciler başta olmak üzere halka karşı büyük bir terör hareketi de başlattı. Cunta, kendi şablonlarına uymayan kişi ve kurumları, fiziksel olarak ya yok ediyor ya da rehabilitasyon için hapishanelere dolduruyordu.

Aynı günlerde, halkı savunmak için en önde mücadele etmesi gereken sol hareketlerin büyük bir bölümü; yenilginin ve teslimiyetin teorilerini yapıyor, bir kısmı da yurtdışına çıkmayı tercih ediyordu.

Ülke suskundu. Yüreğiyle, kopmaz bir bağla devrime bağlananlar ise dağlarda, hapishanelerde ölüyor, cuntaya teslim olmuyordu. Çıkan tek ses, dört duvar ardında ölüme direnenlerin sesiydi.

Darbenin etkisi sadece fiziksel olarak yaÅŸanmıyordu. Cunta, halkın deÄŸerlerine ve yaÅŸam biçimine de el atmıştı. Yepyeni bir kuÅŸak, yepyeni bir kültürle ve ahlakla yetiÅŸiyordu: Düşünmeyen, üretmeyen, korkan, sinen bir kuÅŸak… Kültürel ve sanatsal faaliyetlerde yapılacak olan müdahaleler, cuntanın hazırladığı yeni ÅŸekillenme dönemi için önemli bir silahtı. Cunta, bu alanı da tepeden tırnaÄŸa restore etmek için kolları sıvamıştı. Önce okullardan baÅŸladılar, ardından sanatçı ve aydınlara sıra geldi. Kimini tutukluyor, kimine gözdağı veriyor, korkutuyordu. Bu dönemde aydınlar ve sanatçılar tarafsızlaşıp yanıbaşında olup bitene seyirci kalmaya baÅŸladı. Kısa süre içerisinde de dönen çarkın bir parçası oldular. Söylenene bakılırsa pekçoÄŸu hala “demokrat”tı.

Kısacası, halk, kendi kültürüne sanatına yabancılaştırılıyor, emperyalizmin yoz değerleriyle, sanatıyla, medyanın da yardımıyla vurdumduymaz, umursamaz bir kitleye dönüşüyordu.

Hep böyle süremezdi. Birileri bu gidiÅŸe “dur” diyecekti. Belki, belki küçük bir ses olacaktı ama büyüyeceÄŸi kesindi. Hapishanelerden yükselen direniÅŸ çaÄŸrısını önce analar aldı. ÇaÄŸrı yayıldı. Artık yol açılmıştı.

Grup Yorum, iÅŸte böyle bir dönem yaÅŸanırken kuruldu. “Eylül karanlığında ışık, suskunluÄŸa ses olmak istedik. Kendimizi ifade biçimiydi müzik. KardeÅŸliÄŸin, eÅŸitliÄŸin, paylaÅŸmanın düşüyle düştük bir uzun yürüyüşe. Sevgi bizimle, umut bizimleydi. Sömürüsüz ve özgür günlerin özlemi bizimle…” Çıkışımız bir bakıma 12 Eylül’e bir tepki niteliÄŸindeydi ama orada kalamazdık, kalmadık da. Zaten duraÄŸan hiçbirÅŸeyin yaÅŸama hakkı yoktur. GeliÅŸim kaçınılmazdır. GeliÅŸim sancılar yaratsa da geliÅŸmeyen yok olur, ölür.

Gelişmeli kökleşmeliydik. Her alanda, her yerde. Düzenin karşısına halkın demokratik kültürünü ve sosyalist tarihsel birikimini, kuramlarını dayanak alarak yeni bir müzik, yeni bir tarz yaratmayı amaçladık. Üretimlerimizin, halkı içinde bulunduğu dönemin karamsarlığından kurtarıp, onlara mücadele bilinci taşımasını istedik. Statükoları ve kalıpları yıkmayı amaçladık. Ticari kaygılardan uzak olmalıydık. Özellikle o dönemde yaşanan arabesk furyası, zaten çeşitli sıkıntılarla savrulan insanlarımıza kaderine mahkum olmayı öğütlüyordu. Biz, oturduğu yerden kaldıran, silken, coşku veren, motive eden şarkıların üreticisi olmayı hedefledik. Geçen bunca zaman içerisinde bunu başardık diyebiliriz.

Ekmekten aÅŸka ve kavgaya kadar halkımızın bütün sorunlarını müziÄŸimize katmaya çalıştık. Düzen, bireyciliÄŸi dayattıkça biz kolektivizmi ve paylaÅŸmanın erdemini savunduk. Bugüne kadar yüceltilen burjuva sanatçı kiÅŸiliÄŸine darbeler vurduk. İşe doÄŸal olarak kendimizden baÅŸladık. İsimleri, kiÅŸileri deÄŸil Grup Yorum’u öne çıkardık. Kendi alanımızın koÅŸullarını yorumlayarak populizm, elitizm türünden her türlü sapmaya tavır aldık.

Egemenlerin bizden çaldığı tarihsel mirasımızın peÅŸine düştük. Onların ışığında yeniyi yaratmaya yöneldik. Hep bizim olan ama hep geliÅŸen türkülerin sevdasını güttük ama kuÅŸkusuz bunu tek başına bir “müzik grubu” olarak yapsaydık bugüne kadar yaÅŸadığımız baskıların zerresini yaÅŸamazdık. Yada ilk zorlukta parçalara ayrılırdık. Biz bu görevi devrimci mücadelenin bir alan faaliyeti olarak kavradık. MüziÄŸimizi sınıfsal olarak ele alıp, onu, ezilen sınıfların mücadelesine sunduk.

İşte Grup Yorum’un düzen açısından tehlikesi bundandır. Sözümüzle, tek tek her notamızla ezilenleri devrime çağırdık. Yani uyuyan devi uyandırma aÅŸamasında tartışılmaz bir pay sahibi olduk. “Tehlikeli” oluÅŸumuz bundandır. Düşüncelerimizin, söylediklerimizin ardında durduk.

Kültür ve sanat sınıfsal bakış açısı ile değerlendirilmelidir. Bütün kültürel-sanatsal değerler bir sınıfın damgasını taşır, ait olduğu sınıfın yararınadır. Tıpkı ekonomi gibi, devlet, hukuk gibi rehberi siyaset olan sanat da sınıfsal bir şekillenme içinde yerini alır, belli bir sınıfın duygu ve düşüncelerini yansıtır. Yani ezen sınıfa yada ezilen sınıfa hizmet eder. Biz zor olanı seçtik. Ezilenlerden yana olduk.

Elbette sosyalist öğretiye benimsemek, halkın çıkarlarını savunmak, sanatı devrimci bir araç olarak kullanabilmek için yeterli sayılmaz. Muhakkak ki sosyalist ögretiyi benimsemek ve halkin çikarlarini savunmak, sanati devrimci bir araç olarak kullanabilmek için yeterli sayilamaz. Emekçi yığınların arasından çıkarak toplumsal gelişme dinamikleri içinde yeralabilenler devrim için sanat yapabilirler.

Kurulduğumuzdan bu yana tavizsiz, ilkeli bir şekilde sanatsal faaliyetlerimize devam ediyoruz. Yeniyi yaratma çabası içerisindeyken de hem sanatsal, hem eylemsel bir çok ilke imza attık. İlk olmanın, karşı koymanın bedelleri vardır. Bunu biliyorduk ve ilk olmanın bedellerini ödedik, ödemeye devam ediyoruz. Yaşadığımız her günün bedeli fazlasıyla ödenmiştir.

İlk tutukluluğumuz 1988 yılında, bir konserde söylediğimiz Kürtçe türküden dolayı yaşadık. Bu türkü, 12 Eylül sonrasında söylenen ilk Kürtçe türküydü. Bugün bizi eleştirenler önce bunu öğrenmelidir. O kapıyı da biz açtık.

Sonra Mersin… Bütün Yorumcular tutsak düştü ama dışarıda Grup Yorum konserlerine devam etti. Kaç kere gözaltına alındık, kaç kez tutsak düştük, kaç kez iÅŸkence gördük artık biz de sayısını bilmiyoruz. Nasıl böyle direndiÄŸimiz merak ediliyor? EktiÄŸimiz fideler tuttuÄŸu için. “Türküler Susmaz Halaylar Sürer” sloganının anlamı da budur.

Hak arama mücadelesinin içinde yer aldığımızı hep söyledik. Bunun için işçilerin memurların, öğrencilerin ve gecekondu halkının hep yanında olduk. Onlarla birlikte direndik. Kendi hakkımız için de direndik. Çalışmalarımızı başından bu yana sürdürdüğümüz Ortaköy Kültür Merkezi’nin kapatılması, çalışmalarımızın engellenmesi ve konserlerimizin yasaklanmasını protesto etmekk için 1995 yılında CHP İstanbul İl Merkezi’ni iÅŸgal ettik. Yalnız ülkemizde deÄŸil, dünyada bir ilktir bu eylem. Grup Yorum, sadece ÅŸarkılarıyla deÄŸil, herÅŸeyiyle hesap soracak bir yüreÄŸe sahiptir.

Kar Makinası yol açıyor…

Zaman içerisinde açtığımız yolda yeni gruplar oluÅŸtu. Åžu anda bu grupların bir kısmı fiilen çalışmalarını sürdürmüyor olsa da bizimdir, kolektivizmimizin içerisindedir. Ankara’ra da Grup Ekin, İstanbul’da Özgürlük Türküsü, Diyarbakır’da Koma Berfin, İzmir’de Günışığı, Adana’da Nisan GüneÅŸi, Samsun’da Karadeniz bunlardan birkaçıdır. Yenileri de çıkacaktır.

Grup Yorum yol açmaya devam ediyor. Üreterek, albüm yaparak, ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde konserler vererek, haklar ve özgürlükler mücadelesinin içerisinde kimi zaman şarkı söyleyerek, kimi zaman pankart taşıyarak yolumuza devam ediyoruz. Bunların yanısıra devrimci sanatçı tavrımızla örnek olmaya yol göstermeye devam ediyoruz. Demokratik kitle örgütlerinin, derneklerin etkinliklerine katkı sağlamak, dayanışma gecelerine katılmak, devrimci sanatçı duyarlılığımızla olmamız gereken yeri bilerek devam ediyoruz.

Bütün bu saydıklarımız bizi, susturulması emredilen, tehlikeli görülen müzisyenlerin yeraldığı MGK listelerinde birinci sıraya koydu. Onur duyuyoruz. Baskının olduğu yerde en meşru olanı, direnmeyi seçtik ve baskı sahipleri tarafından hedef gösteriliyoruz. Bundan daha zorlu ve onurlu birşey olabilir mi?

Yıllarca çalışmalarımızı engellemek, bizi susturmak için herÅŸeyi denediler. Tutsak düştük, iÅŸkence gördük, yasaklandık, sınırdışı edildik. Hiçbiri ama hiçbiri tutmuyor, tutmayacak. Hiçbir karar bizi yolumuzdan döndüremez. Shakespeare, “bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür” diyordu. Yasaları yapanlar, Grup Yorum adını duyduklarında “izin vermeyin, gözaltına alın, iÅŸkence yapın, tutuklayın” diyor. Bize güvenenleri, bizlerle yola çıkanların güvenini boÅŸa çıkartmayacağız. Bize inananları utandırmayacağız. Kazanana dek inandıklarımızdan zerrece taviz vermeden yolumuza devam edeceÄŸiz.

  • gorüp yorum (1)
  • grup yorum iletiÅŸim (1)

Grup Yorum | |