Ozanlar >> Muharrem ERTAÅž![]() BeÄŸen
Muharrem ErtaÅŸ zurnacı Kara Ahmet ile AyÅŸe Hanım’ın 5 çocuÄŸundan biri dedelerinin deveci kabilesi mensup olduÄŸu ve Horasan’dan gelip KırÅŸehir’in YaÄŸmurlubüyükoba köyüne yerleÅŸtiÄŸini daha sonra bir tek kiÅŸi (Yusuf Usta) hariç, bu köyün tamamını 1940 lı yılların başında KırÅŸehir’in BaÄŸbaşı Mahallesine göç ettiÄŸini biliyoruz. Henüz 7-8 yaşında iken ilk baÄŸlama derslerini aldığı dayısı Bulduk Ustadan sonra, Muharrem Ertaş’ın asıl ustası bu Yusuf Ustadır. Yusuf Usta yöresinin anonim ezgilerinin yanı sıra, daha çok Toklumen’li Aşık Sait’in (1835-1910) ÅŸiirlerini ustaca çalıp söyleyen ve bütün bunları Muharrem Ertaş’a da öğreten yörenin en ünlü saz ustalarından biridir. Muharrem ErtaÅŸ o günleri şöyle anlatıyor : “Çalıp söyleme merakım küçük yaÅŸlarda baÅŸladı. Bulduk adındaki dayımın çok güzel sesi vardı. Bir köyde türkü söyledi mi diÄŸer köyde dinlenirdi. Hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alıp köy köy dolaşırlarmış. Dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine daÄŸlardan köye inen kaçakları yakalarlarmış. Derken Yusuf Usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı her gittiÄŸi yere götürdü. Düğünler de, bayramlarda, eÄŸlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiÄŸini bana da öğretirdi. Yedi yıl O’nun la çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye baÅŸladım.” İlk karısı Hatice Hanım’ın kısa bir süre sonra vefatı üzerine evlendiÄŸi ikinci karısı Döne Hanım’dan Necati, NeÅŸet, AyÅŸe ve Nadiye adında dört çocuÄŸu olur. Daha sonra Döne Hanım’da vefat eder ve bir düğün için geldiÄŸi Yozgat’ın Kırıksoku köyünde kader karşısına Arzu Hanım’ı çıkarır. Bu son evliliÄŸinden Ekrem, Ali, Muharrem ve Cemal adlarında dört çocuÄŸu daha olur ve ömrü, yöresel tabirle sekiz baÅŸ horantaya ekmek parası kazanmak uÄŸruna son derece zor ve kötü ÅŸartlarda çalışıp çırpınmakla geçer. Muharrem Ertaş’ın adı bir TV programında okuduÄŸu sözleri DadaloÄŸlu’na ait ünlü ‘AvÅŸar Bozlağı’ ile yurt genelinde duyulur. Bu öyle bir okuyuÅŸtur ki ÅŸimdiye kadar saz çalıp okuyanların hiç birine benzememektedir. Tok ve davul gibi gümbürdeyen, ama alabildiÄŸine duygulu bir divan sazı eÅŸliÄŸinde ; tiz, gür, parlak ve bir o kadar da içli ve yanık bir sesin okuduÄŸu, bir buçuk oktavı aÅŸan ses geniÅŸliÄŸine sahip bir DadaloÄŸlu gürlemesi : Kalktı göç eyledi avÅŸar elleri Ağır ağır giden eller bizimdir Arap atlar yakın eyler ırağı Yüce daÄŸdan aÅŸan yollar bizimdir Repertuarındaki diÄŸer eserler de kimsenin bilmediÄŸi, söylemediÄŸi, bilenlerin ise asla bu derece güzel ve etkileyici okuyamayacaklarını itiraf ettikleri türküler, bozlaklar, ağıtlar ve halay havaları…. Her biri tümünün en güçlü ve orijinal örnekleri… Muharrem ErtaÅŸ, 1970’li yıllardan itibaren, o yıllarda büyük bir şöhrete sahip olan ‘NeÅŸet Ertaş’ın babası Muharrem Ertaş’ olarak ismi daha çok duyulur olmuÅŸ fakat hiçbir zaman layık olduÄŸu gerçek şöhrete eriÅŸememiÅŸtir. O ÅŸan şöhret için, büyük paralar kazanmak için sanat yapan biri olmadığı hiçbir zaman, olamazdı da. Çünkü çalıp söylemek, O’nun için doÄŸal yaÅŸam biçimiydi. Bu dünyada 71 yıl yoksul kendi halinde ve sessizce yaÅŸayan Muharrem ErtaÅŸ , 1984 yılının 3 Aralık günü yine yoksul ve sessizce öldü.
Ozanlar | Etiketler:Abdal müziği, Kirsehir, Muharrem Ertaş, ozan |
![]() |